16 Şubat 2018 Cuma

anlat..

şubat ayında hiçbir şey yazmamışım. yılbaşından beri ankara dışına çıkmadım. yaklaşık 1,5 ay ediyor ve bu durum son 5 yılım göz önüne alındığında mucizevi bir şey.

size de şöyle oluyor mu? bir şeye karar veriyorum ve evrenin kararları da buna uyumlu olarak şekilleniyor. mesela yılbaşında dedim ki şubat ortasına kadar ankara'dan ayrılmayacağım, çünkü önemli bir sınavım var. tamam kendi irademle olanları kontrol ediyorum ama şehir dışına gitmek bazen iradem dışında da olabiliyordu. sanırım buna kendini gerçekleştiren kehanet deniyor.

en büyük zevkim bu ara kendime kahve pişirmek. günde 1 fincan türk kahvesi dünyanın en zevkli alışanlığı olabilir. maalesef çaycımız kahveyi berbat yapıyor.

kahveden sonra fal uygulamaları da olmazsa olmaz. falaaddin veya falcı bacı. falaaddin'i daha çok sevdim gibi. ama falları kesinlikle otomatik bir havuzdan atıyor.

aslında ne söylediğini okur  okumaz unutuyorum. fal her zamanki gibi bir adamla ilgili. tanışalı nerdeyse 1 yıl oldu. hızlı başlayıp çabuk biten türden. gerçi arkadaş kalalım dedi. bu bana hem saçma geliyor, çünkü birlikte vakit geçirmekten hoşlandığımız belli ve söylediğine göre o da yalnız. aslında yalnız olduğunu söylüyor ama ben buna inanmıyorum. baştan beri de sorun bu. söylediklerinin tek kelimesine inanasım yok ama gerçekten doğru olma ihtimali çok yüksek. muhtemelen ben çok komplike düşünüyorum ama o olabildiğine düz biri.

neyse ben 2 haftadır evde ders çalışıyorum ve son 1 haftadır nerdeyse hiç dışarı çıkmadım. arkadaşlarımın çoğu benimle aynı durumda ve geri kalanını da sınavdan bahsederek o kadar bezdirdim ki aramıyorlar. yalnız olunca insanın ruh hali çok çabuk değişiyor bu arada.

kesinlikle çok yiyorum. evde olduğum için porsiyon konusunda biraz bonkör davranıyorum. üstüne de sıfır hareket. neyse haftaya bir şeyler yaparım.

çılgın gibi instagrama sardım bu ara. kısa molalarda sürekli ordayım. 5-6 takipçi bile edindim ekstradan.

bir de dolap uygulamasına girmiştim ama sonu hüsranla bitti. ne saçma uygulamaymış. hiç giymediğim zara marka bir bot yükledim sisteme. gerçek anlamda hiç giymedim ama hatta kutusu falan bile duruyor. neyse satış gerçekleşti. hemen sevinçle ertesi sabah kargoya verdim. ertesi gün alıcıya ulaştı. hanımefendi rengini beğenmemiş. neyse şöyle bir kural var alıcı onay vermese bile 4 gün sonra parar hesabınıza geçer.
iyi dedim, sisteme güveneyim. tabi bu arada tehditler hakaretler, hakem heyetine gitme tehditleri.. neymiş hanımefendi avukatmış. so? nüfusun %90'ı avukat olacak zaten yakında. bugün öğrendim ki hanımefendinin iade talebi ışık hızıyla kabul edilmiş. bu sürece hiçbir şekilde müdale etme imkanım bulunmadan hem de. ürün iade edilecekmiş ve parası iade edilecekmiş. yani şu an 5 gündür bot da bende değil, para da. bu durum biraz organize işler gibi değil mi? üstelik hanımefendi iade sebebi olarak ürünün lekeli olduğunu iddia etmiş. en az 3 gündür kendisinde o bot. acaba 3 gün tepe tepe kullanıp kirletmediği ne malum? sanki 3 gün hanımefendi botu giysin diye girdim bütün zahmete. geri gelse bile ben başkasının giydiği şeye zaten elimi sürmem.
neyse bir app maceram da böyle son buldu. kaybım giymediğim bir bot. ürün geri gelirse ve üste para istemezlerse, ki ondan da şüpheleniyorum şu anda, şu giysi yardım kutularından birine atmayı düşünüyorum.

31 Ocak 2018 Çarşamba

ocakta bitenler..

sephora rose eye mask: şu göz maskeleri değişik hissettiriyormuş doğrusu. ilk defa kullandım. mucize yaratmadı, hatta göz altlarım biraz morardı gibi geldi.

royal honey propolis enrich cream: bu bal serisinden baya bir tester var elimde. üstelik de hepsi farklı türmüş.

gene hafif yapılı görünen ama yoğun bir krem. aslında ilk kullandığımda yüzüm sivilcelenmeye başladı. ya dönemsel ya da ağır geldi.

the face shop avokado maskesi: baya yoğun bir maskeymiş bu. hatta içinde krem gibi baya kalmıştı.

snp animal panda mask: kore kozmetik ürünleri meğersem bolca ülkemizde satılmaktaymış. bu ürünü türkiye'den aldım. gene içinde bolca ürün var. 2 kere çok rahat kullanılabilir. beyazlatıcı etkisini pek görmedim ama bunun için tek kullanımın yeterli olmasını beklemek imkansız.

diğer maskelerden farklı olarak yüzümü daha yapış yapış yaptı.

sephora primer: hayatımda ilk defa primer kullandım. gündüz kremi niyetine kullandım ve bence doğru tercih. zaten bb krem kullanıyorum üstüne.

clinique pep-start nemlendirici: pep start serisini sevdim aslında. hele bu ürün baya bereketli idi. evdeki krem stokları bitince tekrar alabilirim.

the body shop glazed apple lip butter: bunu bitirmem 3 sene sürdü herhalde. çok bereketliydi. tekrar alasım yok.

calmin cheek patch: bu da made in korea. türkiye'de var mıdır bilmiyorum. yanaklar için soğuk pres gibi bişe.

isana kuru şampuan: işini yapıyor ama kokusundan pek memnun değilim. fiyat/ performans olarak hiç fena değil ve batiste'nin yarı fiyatına bile değil.

brazillian blowout saç kremi: şampuan çok önce bitmişti. bunu da yeni bitirdim. saçım biraz düzleşti bu dönemde o doğru. ama mükemmel düzlük değil. zaten saçımı kuruturken taradığım için bile olabilir. yani işe yarıyor mu bilemeyeceğim.

nuxe shower oil: bunun kokusu belli belirsiz ama bu duş yağı mantığını sevdim. kremini sürüp çıkıyorsun gibi. kış için ideal özellikle.

tek sorun çok bereketsiz oluşuydu. 3 kullanımda bitti.

bbw tahiti island dream: değişik bir koku bu. ağır ama sevdirdi bana kendini. ki ağır kokuları sevmem.

gülsarayı gül suyu: seviyorum gül suyunu. gene alıcam ama bu marka mı alırım emin değilim.

sephora green tea eye mask: bu maskeler işe yarıyor mu bilmiyorum.

l'occitane precious eye balm: göz altlarımdam memnun değilim bu aralar. o yüzden testerları göz kremlerinden seçmiştim ama mucize yarattı mı emin değilim.

sea mineral moisture: bu şampuan tuzsuzdu ama ben gene de krem kullandım. saçım şu an değişik bir hal aldı. uçlarında boya var ve uzun süredir kestirmedim. yani aşırı kuru, dipleri ise sık yağlanıyor. bu şampuan uçlarına iyi ama diplerine temizlemeye yetmedi.



loccitane dry skin hand cream: bu kremleri ufak oldukları için çantaya atmayı çok seviyorum. ama bu çok yağlı. sürdükten sonra emilimi uzun sürüyor. sür çık olmasını daha çok seviyorum el kremlerinin.

loccitane amande shower oil: yoğun bir badem kokusu var. bir süre sonra bayıyor. ben bunu nuxe duş yağı gibi bişe sanmıştım ama bu duj jeli tarzı köpüren temizlik amaçlı bir ürünmüş.

skinfood yuja water whitening ampule mask sheet: bu daha kuru bir maske. beyazlatıcı olduğundan yüzümdeyken hafiften bir yanma da hissettirdi.

nuxe nexellence detox gece kremi: ağır bir krem bekliyordum ama daha hafif, kolay eminlen bir krem. belki de kış mevsiminde olduğumuzdandır.

skinfood egg white perfect nose kit: ilginç bir kit. 3 aşamalı.

1. aşama nemli bir pamuk parçası, en etkili parça oydu bence.

2. aşama burun bandı, biraz kuruydu ve pek etkili bulmadım.

son aşama ise bir tür nemlendirici.

1. aşamayı tek başına satsalar alabilirdim ama diğerleri gereksiz geldi.

her parça 15-20dk bekletme içeriyor. aslında eğlenceli sayılır.

loccitane ultra rich cream: vücut için olduğunu yazmışlar ama biraz ağır buldum. emilimi çok zor oldu mesela.

sine pil bio complex krem: bu krem içindeki salyangoz özü ile tüyleri azaltma iddiasında. ben gayet nemlendirici olarak kullandım. kokusu damla sakızı gibi ve yapısı hafif, kolay emiliyor.

15 Ocak 2018 Pazartesi

tiffany kazak..

nihayet haftalardır aradığım bej kazağı buldum.

bu sezon kalın olmayan bej kazak çalışmamış sanki başka hiçbir marka.

kendisi sadece 39tl

deichman botum..

109,90tl

şu ana kadar giydiğim en rahat topuklu ayakkabı olabilir kendisi.

8 Ocak 2018 Pazartesi

sephora indirimi..

sephora indirimi başlamış. sephora marka olan ürünler gerçekten çok uygun. aslında beğeniyorum ben ürünlerini.

göz kalemi: 10tl

sürümü yumuşak, renk vermesi başarılı

sweet balm: 15tl

çok hafif mercan rengi veriyor ve nemlendirmesi başarılı.

bu tüp şeklindeki ruj da 15tl. ama nemlendirmesi diğeri kadar yoğun değil.